İspanya’daki Arap Medeniyeti (Endülüs)

Posted on Posted in Uncategorized

Akdeniz kültür ve medeniyetlerinin sentezi Endülüs’ten (Andalucia) izlenimlerimi aktaracağım sizlere.
Endülüs dediğimde Türk insanları genellikle ‘’evet biliyorum Endülüs Emevileri’’ diyor. Ama nerededir, nasıl bir bölgedir bilen çok az. Bu yüzden kısaca artık şu tarih derslerinden zihnimizde küçücük bir yer alan ama aslında İspanyol kültürünün doğum yeri olan bu büyük bölgeyi tanıyalım istiyorum.

Kısaca Endülüs’ün tarihinden bahsetmek gerekirse; Endülüs, 711-1492 yılları arasında İber Yarımadası’nda, Arapların etkisi altında bulunan bölgelere verilen isimdir.
Endülüs; Cordoba, Cadiz, Sevilla, Malaga, Granada, Jaen, Huelva, Almeria olmak üzere 8 bölgeden oluşur. Yani özetle İspanya’nın güneyinde çeşitli din, dil, ırk ve medeniyetin buluştuğu mistik bir yerdir.
Endülüs bir renk olsa hangi renk olurdu dersek kesinlikle koyu safran sarısı derim ben. Çok değişik bir renk dokusu var. Gördüğüm her sokakta, her anıtta, her müzede, her kilisede, her restaurantta, çektiğim her fotoğrafta bu rengi bulup çıkarabilirim size. Endülüs gerçek bir İspanya, aynı İstanbul’un gerçek bir Türkiye olduğu gibi. Gerçek İspanyol yemeklerini, içeceklerini, kültürünü doyasıya tatmaya Endülüs’e gidin derim.

Endülüs söylediğim gibi büyük bir bölge ve her ilinin kendine göre ayrı özelliği, ayrı güzelliği var ama ben sadece 3 güzel şehrini gezme fırsatını yakalayabildim maalesef. Endülüs’ün bence başkentleri sayılan meşhur Flamenko dansının doğum yeri Sevilla, kırmızı ile turuncunun birleşmesinden çıkan o bakır rengi Endülüs kentlerinden çok farklı bir liman şehri olan Malaga ve tabii ki dünyaca ünlü Alhambra Sarayı’nın bulunduğu şehir Granada’yı anlatacağım size.

İspanya’ya Ulaşım

İspanya’ya ulaşım, Avrupa ülkelerine göre biraz daha pahalı ve zor.( Yada ben ucuzunu bulamadım :S ) Biz 31 Temmuz 2011’e gidiş-dönüş 700 TL’ye aldık biletimizi. Paris’e gitmenin 100 TL olduğu bir dünyada 700TL fazla geliyor tabi ama o tarihlerde bulduğumuz en uygun biletti. Bizim ilk durağımız Malaga oldu. Yanlış hatırlamıyorsam Malaga Havaalanı’na THY’den yeni başlamıştı seferler ve o yüzden haftanın belirli günleri var Malaga’ya uçak aklınızda olsun. Belki şimdi değişmiştir bilemiyorum araştırmakta fayda var tabii ki. Malaga’ya uçağımız indi, sanki dünyanın terk edilmiş diyarına gitmiştik de, bütün şehirde bizim uçakta ki yolcu sayısı kadar insan var gibiydi. Hani mobilyasız eve girersiniz de sesiniz yankılanır ya aynı öyle bomboş bir ortam. Hemen parlak zekamızla Siesta’dalar herhalde dedik kendi kendimize. Ama hala gerçek nedenini bilmiyoruz.

İngilizce Problemli İspanya

Neyse havaalanında pasaport kontrolü için sıraya girdik tabi kimse olmadığı için 5 dakika sonra sıra geldi hemen bize. Pasaportlarımızı uzattık, karşımızda pasaportlarımıza bakıp suratlarını büzüştürerek İspanyolca konuşan 2 görevli var. Bize ‘’no no’’ deyip duruyorlar bir yandan da pasaportumuzun sayfalarına bakıyorlar. Bize İspanyolca bir şeyler sordular anlamadık bizde ‘’İngilizce konuşur musunuz?‘’ dedik. Ama yok maalesef havaalanında çalışan görevliler dahi İngilizce bilmiyor. Sonradan az bildiğim İspanyolcamla tane tane problemin ne olduğuna dair konuşmalarını istedim ve vizeniz yok dediler. Biz de bu pasaportlar özel vize yok dedikten sonra durumu anladılar birden hoş geldiniz demeye başladılar. Bizde Hoş Bulmadık İspanya! dedik.
Tamam herkes İngilizce bilmek zorunda değil ama havaalanında çalışıyorsun be adam sen bil!
Bu anımı İspanya’ya ya gitmeye karar verdiyseniz, temel ihtiyaçlarınızı giderecek kadar İspanyolca öğrenmeniz gerektiğini belirtmek için anlattım. Hatta zorundasınız diyebilirim. Çünkü geçirdiğim 1 ay da sadece ve sadece İspanyolca konuştum. İspanyolca zaten çok güzel bir dil. Türkçe gibi genellikle yazıldığı gibi okunuyor. Çok az harf aksanlaştırılıyor. Öğrenmenizi tavsiye ederim. İngilizce biliyorsanız eğer, işiniz çok daha kolay zaten. Çünkü kelimelerin 40% İngilizce’yle çok benziyor.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *